Bir gün bir insan bir karar verdi. Yaşamaya…
Yaşamak çok farklı olarak düşünülebilir.
Herkesin o kadar çok yaşama düşüncesi var ki!
Kimi, güzel bir ev, kimi çok güzel bir eş, kimi kariyer, kimi de zenginlik ister.
Zenginlik çok göreceli bir kavram…
İnanılmaz çoklukta anlatılabilir.
Maddi olanları bir kenara bırakalım.
Manevi açıdan ele alalım.
Gönlün zengin mi dostum.
Yeni aşklara ufuk açmaya hazır mısın?
Tamam, aşkları da bırak kenara.
İçinde insanlık sevgisi, doğaya sevgi var mı?
Mühim olan bu…
Bu sevgi içinde olmayanlar için tabi söylenecek sözüm yok.
Ama varsa…
Tamam o zaman sen de bizdensin dostum.
Senin ruhun zengin… Belli…
Sevmeliyiz.
Çünkü doğa bize bu sevgiyi hep sunuyor…
Işıkla, Güneş’le, Yıldız’la, o yeşerttiği toprakla, akan suyla…
Bize hep sevgisini sunuyor…
Hiç mi ders almayacağız.
Bu sevgi tabiatın içinde var.
Verdiği tüm nimetlerde var.
Soluduğumuz hava, ısıtan güneş, yıllarca bekleyen tohumu dahi yeşerten toprak, yaşam kaynağımız olan su…
Dört element…
Her şey bu dört elementten oluşmuyor mu?
Doğa hayatın kaynağı olan bu dört elementi, cömertçe ve sevgiyle etrafımızda var etmekle meşgul…
Sevgi çok büyük bir kavram…
İçini doldurmak çok zor…
Evlat, doğa, insan. O kadar çok var ki sevgi çeşidi.
Yaşamaya devam, o halde… Yaşayacağız…
Ne kadar kaldı bilmem.
Ama şu an soluk alıyorsam.
Yaşıyorum. Ve devam etmem gerek…
Neye? Tabi ki yaşamaya…