Dünyada gelişen olaylar müziğe anında yansıyor. Hızla akıp giden zaman, müziğin lehine işliyor. Çünkü müzik aynı zamanda bir zaman sanatı. Her ne kadar seslerle yapılan bir sanat dense de müziğin asıl elemanları sesin dışında sessizlik ve zaman. Bu konuda arkadaşım Tarkan Koç ile birlikte yazdığımız ve Bağlam yayınları Müzik Bilimleri Dizisinden çıkan Müzik Felsefesine Giriş adlı kitap oldukça doyurucu bilgilere sahip. Müziği genel olarak icra edilen bir sanat diye düşünürüz. Oysa ki müziğin aynı zamanda bilim alanında da yeri olduğu hep göz ardı edilir.
Müzik toplum içinde üretilen ve onun kodlarını içeren bir sanat ise, bilimsel yanının olduğunu söylemek te pekala mümkündür. Bu elbette ki genel olarak toplumumuzu ilgilendiren bir konu değildir. Daha çok akademik düzeyde yapılan çalışmalarda düşünülen ve ele alınan bir konudur. Toplum daha çok müziğin performansına odaklanmış durumda. Konserler, fanzinler, konser söyleşileri, konser verenlerin özel yaşamları vd. bilgiler.
Zaten toplumumuzun büyük bir kesimi müziği sanat olarak değil, eğlence aracı olarak görüyor. Aslında bu konuda haklılar. Gündelik yaşamın bize yüklediği elektiriği atmanın en kolay yollarından biri müzik dinlemek. Belki de müzik ortak bir terapi alanı oluşturuyor.
Müziğin gücünü küçümsememeli, tam tersine onun bize kazandırdıklarını bilinçli bir şekilde değerlendirmeliyiz. Yoğun geçen kış sezonu yavaş yavaş yerini bahara bırakacak. Bahar doğanın uyanışı anlamına geliyor. Sanat için de böyle. Kışın biriken, üretilen eserler baharda festivallerle gün ışığına çıkacak. Müzik yeniden açık havalarda söylenecek. İnsanlar güneşin altında müzik ile serinleyecek. Elbette ki Gönen’de de müzik etkinlikleri olacak. Sanırım Gönen ve çevresi bu etkinliklere hazır. Her müzikseverin olduğu gibi burada da halkımız merakla ve zevkle müzik etkinliklerini bekliyor.